
Cilt bakımı ve yaşlanma karşıtı bakım denildiğinde en çok duyduğumuz kelimelerden biri hiç şüphesiz kolajen.
Cildin sıkı, dayanıklı, pürüzsüz ve genç görünümlü yapısında önemli rol oynayan kolajen; yaşlanma, güneş kaynaklı hasar ve farklı çevresel faktörlerin etkisiyle zaman içerisinde değişime uğrayabilir.
Bu nedenle ince çizgilerden elastikiyet kaybına, cilt sıkılığından yaşlanma karşıtı bakım ürünlerine kadar pek çok konuda kolajen karşımıza çıkar.
Peki, kolajen nedir, cilde ne yapar, yaşla birlikte neden azalır ve kolajen içeren kozmetik ürünler gerçekten işe yarar mı?
Gelin, cilt yapısının bu temel proteinini daha yakından inceleyelim.
Kolajen, insan vücudunda en yaygın bulunan yapısal protein ailelerinden biridir.
Deri, kemik, tendon, kıkırdak ve farklı bağ dokularının yapısında çeşitli kolajen tipleri bulunur.
Cilt söz konusu olduğunda kolajen özellikle dermis adı verilen tabakanın ekstraselüler matriks yapısının temel bileşenlerinden biridir.
Dermal kolajen ağı;
Cildin yapısal bütünlüğüne,
Mekanik dayanıklılığına,
Sıkı görünümüne,
Genel doku organizasyonuna
önemli katkı sağlar.
İnsan cildinde yaşlanmayla birlikte özellikle Tip I ve Tip III kolajen sentezinin azalabildiği ve mevcut kolajen fibrillerinin zaman içerisinde parçalanarak yapısal organizasyonunu kaybedebildiği gösterilmiştir.
Kolajeni bir binanın taşıyıcı iskeletine benzetebiliriz.
Cildin dermal tabakasındaki kolajen lifleri dokunun yapısal desteğinin korunmasına yardımcı olur.
Kolajen özellikle:
Cildin desteklenmiş, güçlü ve daha sıkı görünümünde önemli rol oynar.
Dermal dokunun mekanik bütünlüğüne katkıda bulunur.
Sağlıklı ve organize bir dermal matriks, cildin daha düzgün ve genç görünmesine katkı sağlayabilir.
Kolajen miktarında, sentezinde ve yapısal kalitesinde meydana gelen yaşa bağlı değişimler; kırışıklık, incelme ve gevşek cilt görünümüyle ilişkilendirilebilir.
Ancak kolajen tek başına çalışmaz.
Sağlıklı görünen bir cilt;
kolajen, elastin, hyalüronik asit, proteoglikanlar, glikozaminoglikanlar, fibroblastlar ve diğer ekstraselüler matriks bileşenlerinin birlikte çalışmasına bağlıdır.
Kolajen ve elastin sıklıkla aynı kavrammış gibi kullanılsa da iki farklı yapısal proteindir.
Kolajen cilde temel olarak yapısal destek, dayanıklılık ve bütünlük kazandırır.
Elastin ise dokuların esneyip tekrar eski şekline yaklaşabilme özelliğiyle ilişkili elastik lif sisteminin önemli bileşenidir.
Bu nedenle genç görünümlü bir cilt yalnızca “yüksek kolajen” anlamına gelmez.
Daha doğru yaklaşım:
Kolajen + elastik lifler + nem dengesi + sağlıklı ekstraselüler matriks
bütünlüğünü birlikte değerlendirmektir.
Yaşlanmayla birlikte cildin kolajen metabolizmasında önemli değişiklikler meydana gelir.
İnsan derisi üzerinde yapılan araştırmalar, kronolojik yaşlanmayla birlikte özellikle Tip I ve Tip III kolajen sentezinin azalabildiğini göstermektedir.
Yaşlanan fibroblastların kolajen üretme kapasitesindeki değişimler ve parçalanmış ekstraselüler matriks ortamı bu sürece katkıda bulunabilir.
Aynı zamanda mevcut kolajen fibrilleri zaman içerisinde parçalanabilir ve yapısal organizasyonlarını kaybedebilir.
Bu değişimler:
Cilt sıkılığında azalma,
İnce çizgilerin belirginleşmesi,
Kırışıklık görünümü,
Daha ince ve gevşek bir cilt görünümü
ile ilişkilendirilebilir.
İnternette en sık karşılaşılan ifadelerden biri:
“25 yaşından sonra ciltteki kolajen her yıl %1 azalır.”
Bu ifade genel bir anlatım olarak sık kullanılsa da bilimsel açıdan daha dikkatli ifade edilmelidir.
Kolajenin yaşla birlikte kademeli olarak azaldığı güçlü biçimde desteklenmektedir. Bazı kaynak ve çalışmalar yıllık yaklaşık %1 düzeyinde ortalama kayıp rakamlarından söz ederken, örneğin menopoz sonrası kadınlarda yıllık yaklaşık %1–2 düzeyinde kollajen azalması bildiren çalışmalar da vardır.
Ancak:
Her insan tam olarak 25 yaşında kolajeninin her yıl kesin %1’ini kaybetmeye başlamaz.
Kolajen değişiminin hızı;
Genetik,
Yaş,
Hormonal değişimler,
UV maruziyeti,
Sigara,
Yaşam tarzı,
Çevresel faktörler
gibi birçok etkene bağlıdır.
Bu nedenle daha doğru ifade:
Cildin kolajen üretimi ve kolajen yapısının kalitesi yaşla birlikte kademeli olarak azalabilir ve bu süreç kişiden kişiye değişir.
Cilt yaşlanmasını hızlandırabilen en önemli dış faktörlerden biri uzun süreli UV maruziyetidir.
UV kaynaklı oksidatif stres, ciltte farklı moleküler sinyal yollarını etkileyerek ekstraselüler matriks yapısının bozulmasına katkıda bulunabilir.
Bu süreçte Matrix Metalloproteinases – MMP’ler adı verilen ve kolajen dahil matriks bileşenlerinin parçalanmasında rol oynayan enzimlerin aktivitesi önemlidir.
Foto-yaşlanmada MMP aktivitesindeki artış, kolajen ve elastin yapılarının bozulmasıyla ilişkilidir.
Bu nedenle ciltteki mevcut kolajen yapısını korumaya yönelik en önemli adımlardan biri:
Düzenli geniş spektrumlu güneş koruyucu kullanımıdır.
Hiçbir kolajen kremi veya serumu güneş koruyucu kullanımının yerine geçmez.
Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir.
Cildimizin dermisinde doğal olarak bulunan kolajen ile kozmetik krem veya serumların içine eklenen:
Collagen
veya
Hydrolyzed Collagen
aynı şekilde davranmaz.
Topikal kolajenin etkisi kullanılan moleküler forma göre değerlendirilmelidir.
Doğal kolajen oldukça büyük bir protein yapısına sahiptir.
Bu nedenle klasik büyük moleküllü kolajenin sağlam cilt bariyerini kolayca geçip dermise ulaşması ve oradaki eksilmiş kolajen liflerinin yerini doğrudan doldurması beklenmez.
Topikal kolajenin daha gerçekçi kozmetik rolleri arasında:
Cilt yüzeyinde film oluşturma ve nemli bir cilt hissini destekleme
yer alır.
Bu yüzeysel etki sayesinde cilt:
Daha yumuşak,
Daha pürüzsüz,
Daha nemli,
Geçici olarak daha dolgun
görünebilir.
Dolayısıyla bir kremin içerisinde “Collagen” bulunması:
“Bu kolajen dermise gider ve kaybettiğiniz kolajenin yerini doldurur”
anlamına gelmez.
Güncel bilimsel değerlendirmeler de topikal kolajenin nem desteği sağlayabileceğini, ancak endojen yani cildin kendi kolajeninin doğrudan yerine geçmesinin beklenmediğini vurgulamaktadır.
Hydrolyzed Collagen – Hidrolize Kolajen, büyük kolajen proteinlerinin hidroliz işlemiyle daha küçük protein ve peptit parçalarına ayrılmış formudur.
Bu işlem moleküler boyutun küçülmesini sağlar.
Ancak burada önemli bir yanlış anlaşılma vardır:
“Hidrolize edildi” demek otomatik olarak dermise nüfuz eder demek değildir.
Cilde penetrasyon;
Moleküler ağırlığa,
Peptidin yapısına,
Taşıyıcı sisteme,
Formülün yapısına,
Konsantrasyona
bağlıdır.
Bu nedenle “Hydrolyzed Collagen” adı tek başına ürünün dermal kolajen üretimini artıracağını göstermez.
Kolajen proteini parçalandığında daha küçük amino asit zincirleri yani kolajen türevi peptitler oluşabilir.
Ancak bütün kolajen peptitleri aynı değildir.
Bazı spesifik kısa peptitler ve tripeptit dizileri, biyolojik sinyal mekanizmaları üzerindeki potansiyelleri nedeniyle araştırılmaktadır.
Örneğin belirli bir topikal Collagen Tripeptide formülü üzerinde yapılan insan çalışmasında cilt kırışıklığı, elastikiyet ve yoğunluk gibi parametrelerde iyileşmeler bildirilmiştir.
Ancak bu sonuç:
“Hydrolyzed Collagen yazan her krem kolajen üretimini artırır”
anlamına gelmez.
Spesifik aktif, moleküler yapı ve formülasyon önemlidir.
Bazı spesifik peptitler fibroblast davranışı ve ekstraselüler matriksle ilişkili hücresel sinyal mekanizmaları açısından araştırılmaktadır.
Örneğin belirli palmitoylated peptitlerle yapılan kontrollü araştırmalarda prokolajen ekspresyonu ve kırışıklık görünümü açısından olumlu sonuçlar bildirilmiştir. Ancak bunlar spesifik olarak tasarlanmış sinyal peptitleridir ve genel “hidrolize kolajen” ile aynı şey değildir.
Dolayısıyla:
Her kolajen peptidi hücrelere “daha fazla kolajen üret” sinyali gönderir
şeklinde bir genelleme bilimsel olarak doğru değildir.
Burada “cildin kendi kolajeni” ile “kozmetik ürünlerde kullanılan topikal kolajen” faydalarını birbirinden ayırmak gerekir.
Topikal kolajen ve hidrolize kolajen, kozmetik formüllerde özellikle:
Film oluşturucu ve nem desteği sağlayan bileşenler
olarak kullanılabilir.
Doğru bir formül içerisinde cildin:
Daha nemli,
Daha yumuşak,
Daha pürüzsüz,
Daha bakımlı
görünmesine yardımcı olabilir.
Bu nedenle kolajen türevleri:
serum, krem, maske ve göz çevresi ürünlerinde
kullanılabilir.
Nem cilt görünümünü doğrudan etkiler.
Cilt yeterince nemlendiğinde daha dolgun ve düzgün görünebilir.
Topikal kolajen içeren nemlendirici bir formül, cilt yüzeyindeki nem ve film oluşturucu etkiler sayesinde:
Geçici olarak daha dolgun ve pürüzsüz bir görünüm
sağlayabilir.
Ancak bu görünümü:
“Dermiste yeni kolajen oluştu”
şeklinde yorumlamamak gerekir.
Susuz veya kuru ciltte yüzeysel ince çizgiler daha belirgin görünebilir.
Nemlendirici ve film oluşturucu bir kozmetik formül, cildin daha dolgun görünmesini destekleyerek:
Kuruluğa bağlı ince çizgi görünümünün geçici olarak azalmasına
yardımcı olabilir.
Bu, derin kırışıklıkların yapısal olarak ortadan kaldırılmasıyla aynı şey değildir.
Belirli düşük moleküler ağırlıklı veya spesifik dizilime sahip kolajen peptitleri, klasik büyük kolajen molekülünden farklı değerlendirilmelidir.
2022 yılında yayımlanan belirli bir topikal kolajen tripeptit çalışmasında düzenli kullanım sonrasında:
Kırışıklık, elastikiyet ve cilt yoğunluğu parametrelerinde olumlu değişiklikler
bildirilmiştir.
Ancak bu bilimsel sonuç kullanılan spesifik ürüne ve formülasyona aittir.
Tüm kolajen kremlerine genellenemez.
Google’da en sık sorulan sorulardan biri:
Kolajen krem cildi sıkılaştırır mı?
Klasik büyük moleküllü kolajen içeren bir kremin dermise ulaşarak kaybedilen kolajen liflerini doğrudan yeniden oluşturmasını beklemek doğru değildir.
Ancak iyi formüle edilmiş bir kolajen kremi:
Cildin nemini ve yüzeysel dolgunluk görünümünü destekleyerek daha pürüzsüz ve bakımlı bir görünüm oluşturabilir.
Spesifik biyolojik aktif peptitler içeren gelişmiş formüller ise ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla:
Kolajen krem = dermal kolajeni doğrudan yeniler
şeklinde düşünmek doğru değildir.
Topikal kolajen içeren ürünler nem ve yüzeysel dolgunluk desteği sayesinde özellikle kuruluğa bağlı ince çizgilerin daha az belirgin görünmesine yardımcı olabilir.
Ancak derin kırışıklıkların mekanizması çok daha karmaşıktır.
Kırışıklık oluşumunda:
Kolajen kaybı ve parçalanması,
Elastik liflerdeki değişimler,
UV hasarı,
Mimik hareketleri,
Kemik ve yağ dokusundaki yaşa bağlı değişimler,
Nem kaybı
birlikte rol oynayabilir.
Bu nedenle tek başına yüzeysel kolajen içeren bir ürünün derin kırışıklıkları “doldurduğunu” veya “yok ettiğini” söylemek doğru değildir.
Yaşlanma karşıtı bakımda daha geniş kanıta sahip aktiflerle birlikte dengeli bir rutin önemlidir.
Topikal kolajen kullanmak ile cildin kendi kolajen biyolojisini hedeflemek aynı yaklaşım değildir.
Kolajen odaklı yaşlanma karşıtı cilt bakımında farklı mekanizmalar üzerinden araştırılan aktifler bulunur.
Cilt yaşlanması ve dermal matriks üzerine en kapsamlı araştırma geçmişine sahip aktif gruplarından biridir.
Normal kolajen biyosentezinde biyokimyasal olarak önemli rol oynar ve antioksidan bakım sağlar.
Belirli sinyal peptitleri kolajen ve ekstraselüler matriks mekanizmaları açısından araştırılmıştır.
Kolajen ve elastin odaklı gelişmiş kozmetik komplekslerde kullanılan aktif sistemlerden biridir.
Fibroblast ve kolajenle ilişkili mekanizmalar açısından araştırılmış Centella Asiatica kökenli aktiflerden biridir.
Dolayısıyla “kolajen bakımı” yalnızca içinde doğrudan Collagen yazan bir ürün kullanmak anlamına gelmez.
C Vitamini, kolajen biyosentezindeki bazı enzimatik süreçler için gerekli bir kofaktördür.
Bu nedenle C Vitamini ile kolajen arasındaki ilişki yalnızca kozmetik bir pazarlama hikâyesi değildir.
Ancak:
C Vitamini sürmek = otomatik olarak sınırsız kolajen üretmek
anlamına gelmez.
Ürünün kullanılan C Vitamini formu, konsantrasyonu, stabilitesi ve formülasyonu önemlidir.
C Vitamini ayrıca antioksidan bakım sağlayarak UV kaynaklı oksidatif stresin görünür etkilerine karşı cilt bakımını destekleyebilir.
Hayır.
Bu iki içerik tamamen farklı görevler üstlenir.
Cildin yapısal matriksinde önemli rol oynayan bir proteindir.
Ciltte bulunan ve su tutma kapasitesiyle bilinen bir glikozaminoglikandır.
Hyaluronik Asit özellikle:
Nem ve dolgun görünüm
ile ilişkilidir.
Kolajen ise daha çok:
Dermal yapı, dayanıklılık ve sıkılık
ile ilişkilidir.
Kozmetik ürünlerde iki bileşen bir arada kullanıldığında farklı bakım ihtiyaçlarını tamamlayabilir.
Hayır.
Kolajen büyük ve kompleks bir proteindir.
Peptitler ise amino asitlerden oluşan daha kısa zincirlerdir.
Kolajenden türetilmiş peptitler bulunabildiği gibi:
Kolajen kökenli olmayan farklı kozmetik sinyal peptitleri de vardır.
Bu nedenle bir ürünün “peptit içeriyor” olması mutlaka kolajen içerdiği anlamına gelmez.
Aynı şekilde “hidrolize kolajen içeriyor” olması da bütün parçaların biyolojik sinyal peptidi olduğu anlamına gelmez.
Bir kozmetik ürünü değerlendirirken yalnızca ön ambalajındaki:
“COLLAGEN”
kelimesine bakmak yeterli değildir.
İçerik listesinde:
Collagen,
Soluble Collagen,
Hydrolyzed Collagen,
Collagen Amino Acids,
Spesifik collagen-derived peptides
gibi farklı hammaddeler bulunabilir.
Bunların hepsi aynı şekilde davranmaz.
Ayrıca ürünün:
Hyaluronik Asit, Glycerin, Peptitler, C Vitamini, Niacinamide veya diğer yaşlanma karşıtı aktiflerle nasıl formüle edildiği
de ürünün gerçek bakım performansı açısından önemlidir.
Yaşlanmayı tamamen durdurmak mümkün değildir.
Ancak ciltteki mevcut kolajen yapısını olumsuz etkileyen çevresel faktörleri azaltmak mümkündür.
Bunun en önemli adımlarından biri:
UV maruziyeti foto-yaşlanma ve kolajen parçalanmasıyla ilişkili süreçleri hızlandırabilir.
İnsan derisinde yapılan araştırmalar sigaranın Tip I ve III kolajen sentez oranlarını azaltabildiğini göstermiştir.
Retinoidler, C Vitamini, bazı peptitler ve antioksidan aktifler gibi içerikler yaşlanma karşıtı bakımda farklı mekanizmaları hedefleyebilir.
Uyku, beslenme, çevresel maruziyet ve genel sağlık durumu da cilt görünümünü etkileyen geniş faktörler bütününün parçasıdır.
Bu sorunun cevabı:
Üründe hangi kolajen formunun bulunduğuna ve “işe yarar” derken neyi kastettiğimize bağlıdır.
Büyük moleküllü topikal kolajenden:
Dermise geçip kaybedilen kolajeni fiziksel olarak değiştirmesini beklemek doğru değildir.
Ancak:
Nem, film oluşturma, pürüzsüzlük ve geçici dolgun görünüm
açısından kozmetik fayda sağlayabilir.
Belirli spesifik düşük moleküler ağırlıklı kolajen peptitleri ve tripeptit formülleri ise cilt yaşlanması açısından ayrıca araştırılmaktadır ve bazı klinik çalışmalarda olumlu sonuçlar göstermiştir.
Dolayısıyla bütün kolajen ürünlerini aynı kategoriye koymak bilimsel olarak doğru değildir.
Kolajen, cildin dermal yapısının en önemli proteinlerinden biridir.
Cildin:
Yapısal bütünlüğü, dayanıklılığı, sıkı görünümü ve genç cilt mimarisinin korunmasında
kritik rol oynar.
Yaşlanma ve özellikle UV kaynaklı çevresel faktörler zaman içerisinde kolajen sentezinin azalmasına ve mevcut kolajen fibrillerinin parçalanmasına katkıda bulunabilir. İnsan derisi çalışmalarında yaşlanan ciltte Tip I ve III kolajen üretiminin azalması açık biçimde gösterilmiştir.
Ancak kozmetik dünyasında önemli bir ayrımı unutmamak gerekir:
Cildinizin doğal kolajeni ile krem içerisindeki kolajen aynı şey değildir.
Topikal büyük moleküllü kolajen öncelikle:
Nem, yüzeysel pürüzsüzlük ve film oluşturucu bakım
sağlayabilir.
Spesifik kolajen peptitleri ise farklı biyolojik mekanizmalar açısından araştırılabilir.
Bu nedenle etkili bir “kolajen odaklı” cilt bakım rutini yalnızca üzerinde “Collagen” yazan bir ürün kullanmaktan ibaret değildir.
Asıl amaç:
Cildin mevcut kolajen yapısını çevresel hasardan korumak, yaşlanma karşıtı bakım mekanizmalarını desteklemek ve cildin nem, elastikiyet ve genel yapısal görünümünü bütünsel olarak ele almaktır.
Çünkü genç görünümlü bir cildin sırrı yalnızca kolajen eklemek değil, cildin doğal mimarisini doğru bakım yaklaşımıyla korumaktır.